Corona Virüs Testim Pozitif Çıktı! Ne Yapmalı?

Bu hastalığı atlatmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki öncelikle yapma’manız gereken ilk şey “panik”. Çünkü panik, stres, korku, endişe gibi haller hastalık için en önemli silahınız olan vücut direncinizi düşürür ve maça 1-0 yenik başlarsınız. Maç demişken bu hastalığı 14 roundluk boks maçına benzetiyorum. Rakibiniz kondisyonlu, eli sopalı ve deli dolu biri. Sizin akıllı, sakin ve doğru hamle yapmaktan başka bir çareniz yok.

VİRÜS BULAŞINCA NELER OLDU, NASIL BİR SÜREÇ YAŞADIM?

Malumunuz virüs artık her yerde; markette, iş yerinde, toplu ulaşımda vs.
Ben tahminen otogarda veya dinlenme tesisinde kaptığımı düşünüyorum (uzun hikaye).

Eve dönünce ilk iş kendimi izole etmek oldu. Tedbiren ailemle hiç temas etmedim, sanki yurt dışından gelmişcesine. Ertesi gün akşam ateşim çıktı sonra arttı. Mevsimsel grip olabilir hava değişimi vs. üşütmüşümdür dedim. Ateşim hiç düşmedi, üzerine halsizlik ve kırgınlık.

İlk 3 gün yüksek ateşim 38-39’lardan hiç düşmedi, halsizlik ve kemiklerde şiddetli ağrı oldu. Eli sopalı deli dolu bir boksörden temiz dayak yemiş gibiydim, sürekli uzandım. Sanki aylardır yatıyormuş gibi sırtım, belim ve bacaklarım ağrıdı. 4. gün ateş düşmeye başladı, iyi dedim maç bitiyor herhalde…

4. günün akşamında göğüs kafesimde hafiften bir yanma başlayınca kafama takıldı. Önce 184-Sabim’i aradım. Yanma devam edince de gece hastaneye gittim. Akciğer tomografisi çekildi, test için veri alındı. Sonuç iki güne kadar bildirilecek denildi. O iki gün içinde öksürük başladı.

6. günün sabahında sonuç pozitif bildirildi. Sağlık müdürlüğünden aradılar, evde izole imkanım olduğunu, bilincimin yerinde olduğunu söyleyince ilaçları eve getirdiler ve ilgiyle takibe aldılar. Sağlık sistemimiz gayet güzel çalışıyor, bu vesiyle teşekkürlerimi sunuyorum. Hemen o gün ilaçlara başladım. Plaquenil (sıtma ilacı) ve Thamiflu (influenza ilacı). İkili ilaç tedavisi başlandı.

Bu gelişmeyle birlikte bir boks maçında olduğumuzu daha iyi anlamıştım:)

7. gün/round: Solunumda hafif sıkıntı ve öksürük başladı. Akciğeri normalde %100 kullandığımızı düşünürsek %70 kullanabiliyordum, nefesimi dolu dolu alamıyordum. Daha da ilerleyip pnömoni safhası olursa hastanede devam edileceğini söyledi doktor. Yine aynı gün tat ve koku alma duyumu kaybettim. Kolonyayı, portakal kabuğunu burnumun dibine tutarak test ettim, ne tat ne koku alabiliyordum.

Aradan geçen üç gün boyunca semptomlarda artışın aksine yavaş yavaş azalma başladı. Deli dolu bir hastalık olduğu için kestiremiyorsunuz ne olacağını. 14 günlük hastalık sürecinin 7-8. günleri muhtemelen pik yaptığı ve akciğerde tutulum göstermeyince virüsün vücuttan atılmaya başlandığı süreç.

9 ve 10. günlerde kademeli olarak solunum normale dönmeye başladı, öksürük büyük oranda kayboldu.

12. gün itibariyle tat ve koku duyusu da normale döndü, hastalık semptomların tamamı kayboldu. Bugün verilen ilaçların da son günüydü. 14 roundluk boks maçını 12 roundda bitirdik gibi çok şükür. Ama toplam 21 günlük bir sürecin tamamlanması gerekiyor virüsün vücuttan atılımı ve ikinci test için.

BU SÜREÇTE NELER YAPTIM?

  1. Virüs kapma ihtimalini hissettiğim andan itibaren tedbiren kendimi izole ettim, ayrı bir odada kaldım, ailemle ve çevremdeki kimseyle temasta bulunmadım. Nitekim tedbir almayan bir kişi, bir sürü kişinin sağlığına, hayatına sebep olabiliyor!
  2. Sağlık sistemini, çalışanları gereksiz meşgul etmedim, gerçekten de virüs semptomları (birkaç gün düşmeyen yüksek ateş ve göğüste yanma) olduktan sonra test için başvurdum.
  3. Test sonucu pozitif çıkınca bunu gizlemedim. Kişisel sosyal medya hesabımdan -bu işi şov’a dönüştürmeden- insanları bilgilendirdim. Bu işin ayıbı-günahı yok, insanları doğru düzgün “ilk ağızdan” bilgilendirmek hem asılsız bilgiyi ve dedikoduyu önler, hem sizinle temasta olan kişilerin kendini gözlemlemesini sağlar, hem de gönlü güzel nice kullardan dualar gelir.
  4. Evde tam izolasyon sağladık, ortak hiçbir şey kullanmadık. Çocuklar bulunduğum odaya hiç girmedi. Eşim bu süreçteki en büyük destekçimdi Allah ondan razı olsun. Sadece yemek getirdiğinde görüyordum. Adeta itikafta gibiydim:) Bol bol Hz. Yunus Peygamber’in tesbihini çektim. Hem kendim hem bana dua edenler için hem de diğer hastalar için dua ettim.
  5. İlaçları düzenli kullandım. İlaveten;
    – Bol su ve sıvı (bitki çayı) içtim, toksinleri atmak için.
    – Günlük 1000mg/adet C vitamini aldım, bağışıklığı kuvvetlendirmek için.
    – Günde birkaç kez kekik yağıyla buhar kürü yaptım, solunumu kolaylaştırmak ve nefesi açmak için.
    – Günlük bir kâse ev yapımı yoğurt (çörek otu ve zeytinyağı ilave ederek) tükettim.
    – Günlük bir kaşık bal-propolis-çörek otu karışımı aldım sabahları aç karnına.
  6. Altın/cı madde; moral ve motivasyonu hiç düşürmemek, hastalığı da şifasını da Allah’ın kesinlikle verdiğine tam inanarak, elden geldiğince doğal beslenmeye, dinlenmeye dikkat edip sükûnet halini muhafaza etmek…

(Bu konuda, 10 yıl önce tam bu vakitlerde geçirdiğim (75 roundluk:) hastalıktan edindiğim tecrübeler çok işe yaradı. Onu da okumak isterseniz şuraya bırakıyorum: www.gokselozturk.com/iste-mutluluk-formulu)

Son olarak; hastalık yoktur hasta vardır, yani her hastaya göre değişebilir o teşhis. Dolayısıyla ben bu yazıda kendi yaşadığım süreci dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Siz veya yakınlarınızın yaşadığı/yaşayacağı süreç için birebir örnek teşkil etmeyebilir ama içinden birkaç madde bile işinizi kolaylaştırır ve size olumlu katkı sağlarsa ne mutlu bana.

(NOT: 37 yaşındayım, 10 yıl önce geçirdiğim karaciğer hastalığı dışında güncel kronik rahatsızlığım bulunmuyor, sigara kullanmıyorum, kullananların acilen bırakmasını tavsiye ederim;)

Hepinize sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

Göksel ÖZTÜRK
10.04.2020

GÜNCELLEME (18.04.2020)

Coronavirüs’ün ilk bulaşımından 21 gün sonra tahlil ve kontrol testim negatif, temiz çıktı çok şükür! Tıbben Covid19’a karşı bağışıklık kazandığım söylendi. (Tedbiren tekrar karşılaşmamayı tercih ederim yine de:)

Malesef karaciğer hastalık geçmişim nedeniyle Covid19 hastalarına plazma için kan verme imkanım bulunmuyor :/ Hastalarımıza acil şifalar diliyor, dualarınız için hepinize tekrar teşekkür ediyorum.

Konuyla ilgili ayrıntılı söyleşimizi aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Vaktiniz yoksa özet bilgi için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

İş’te Mutluluk Formülü!

Aile, iş, okul hayatı vs. farketmez, hayatta “mutluluk, sağlık ve iç huzur” için şöyle bir formül geliştirdim, son 10 yıllık acı-tatlı tecrübeler sonucunda:

M = (3K + 3D) x SB

Bu konuda arayış içinde olanlara fikir vermesi açısından hikayesiyle birlikte paylaşayım istedim:)

Her şey bir hastalıkla başladı. 2010 yılı Şubat sonuydu. Teşhisi konulamayan bir hastalık nedeniyle 75 gün hastanede yattım. İstirahatle birlikte 6 ayı buldu hastane süreci. Karaciğerle ilgili kritik bir hastalıktı. Onlarca doktor, yüzlerce tetkik-tahlil… Sebebi tam olarak bulunamıyordu. (Sırasıyla Akut Hepatit, Toksik Hepatit, Siroz ön tanısı üzerinde duruldu, en son Primer Sklerozan Kolanjit tanısı konuldu.)

Bu süreçte bir gün, her doktorun sorduğu “Alkol var mı, sigara var mı, beslenme bozukluğu var mı?” sorularından farklı olarak “Stres var mı?” sorusuyla karşılaştım. Ailemden, eşimden, işimden vs. memnundum aslında. Fakat işle ilgili gizli stres yaşadığımı farkettim. Şöyle ki;

Kurumsal bir şirkette çalışıyor, işimi severek yapıyordum. Fakat üzerime gereksiz yük alıyordum. Yetki ve sorumluluğumda olmayan işlerle de iyi niyetle ilgileniyor, sorunları kafaya takıyor, benimle ilgili olsun-olmasın çözüm arayışı içerisine giriyordum. Doktora anlattım bunları.

Doktor: “Hastalığın somut sebeplere dayanmadığına göre büyük ihtimalle bu, hassasiyetten yani gizli stresten kaynaklanıyor olabilir, hastalığı tetiklemiş olabilir.” dedi. Ve ekledi; “Sağlığına tekrar kavuşmak için bu tarzından, takıntılardan kurtulmalısın.”:)

Demesi kolay, ama nasıl?

Bu konuları açtığım bir büyüğüm sağolsun şöyle dedi: “İş hayatında stresle başa çıkmak için yapman gereken şey basit; 3K formülü.” Ve ekledi “Bunu uygularsan hem sen hem işlerin rahatlar.”

O zamana kadar hiç bu açıdan bakmıyordum işlere, iş yapış tarzıma.
Neydi bu 3K?

3K =

1. Karışma (yetkin dışındaki işlere karışma)

2. Konuşma (yetkin dışındaki işlere dair sağda solda konuşma)

3. Kaytarma (yetki alanındaki işlerden kaytarma, en iyi şekilde yap)

İlk zamanlar zorlansam da zamanla alıştım ve uyguladım bunu. Gerçi iş ortamında yanlış bir algı da oluşabiliyor; eskiden her işi yüklenen, her şeye eyvallah diyen eleman şimdi iş seçer oldu, nooldu buna der gibi bakışlar… Olsundu:) Önce sağlık! Sağlık olmadan hiç bir şey olmaz.

Ve bir müddet sonra bunun ne kadar önemli bir karar olduğunu anladım. İş, aile ve sosyal hayatım daha bir düzen içerisine girdi.

Sonraki 2 yıl içerisinde karaciğer fonksiyon testlerinde kan değerlerim normal aralıklara girmişti.

Bu süreçte bir de şunu tecrübe ettim; sağlık ve huzur için 3K yetmez, ayrıca 3D’yi de uygulamak şart.

Nedir bu 3D?

3D =

1. Doğal beslen (dağda yaşaman gerekmiyor, olabildiğince:)

2. Doğru dinlen (uyku düzenine önem ver, vücudunu dinle/ndir.)

3. Düzenli idman (az da olsa düzenli olarak spor yap)

Hastalık sürecinde doktor yağlı yememem gerektiğini söylediğinde 1 tane susam tanesini BİLE ağzıma almadım yağlı diye. Pastalar, tatlılar, abur cuburlar küstü bana:) O süreçte şunu düşündüm; vücuda faydadan çok zarar veren şeyleri neden yiyoruz ve neden ısrarla ikram ediyoruz ki? İlginç…

Yine bu süreçte yeterince istirahat etme imkanı bulmuştum. Uyku düzeninin hem ruhen hem bedenen ne kadar önemli olduğunu gözlemlemiştim. Gündüz sürekli koşturmaca içindeyiz. Akşam ise gece geç saatlere kadar film, dizi, sosyal medya dolaşmaca.. Ne ara dinlenecek bu ruh ve beden?

Düzenli spor yapmaya ise kan değerleri normale döndükten sonra başladım. Ben sporu sadece bedenen faydalı diye yaparken asıl faydayı ruhen gözlemledim:) Haftada 3 gün yaptığım fitness programını bozduğumda mutsuz ve gergin olduğumu hissediyordum.

Geldik formülün en zor kısmına;

Sağlıklı ve mutlu bir hayat = (3K + 3D) x SB demiştik.

SB, işin belki de zor kısmı ama çarpan kuvvet olduğu için de en önemli kısmı:)

SB = Sıfır Beklenti

Söylemesi kolay, uygulaması zor…

Eş-dost-akrabanızdan, işinizden, arkadaşlarınızdan, üyesi olduğunuz kulüp-dernek-parti vs. her şeyden “sıfır beklenti” içerisinde olmak. Yani hiçbir beklenti içerisinde olmamak!

Elbetteki insanız, sosyal bir varlığız, istek ve ihtiyaçlarımız var. İnsan ilişkileri çerçevesinde bunları karşılıyoruz. Ancak buradaki “sıfır beklenti”den kasıt şu, herhangi bir konuda mesela 10 birim beklenti içinde olursun, 8 birim gelir, üzülürsün, canın sıkılır vs.

Halbuki “0” beklentide olsaydın, +1 birim (belki bir teşekkür) bile seni mutlu etmeye yetecekti.

En basit anlatımla; akşam yemeğine kuzu pirzola beklersin, kuru-pilav gelir, fos olursun:) Halbuki sıfır beklenti içinde olsaydın sadece çorba bile seni mutlu edecekti, gibi…

Bu örnekleri daha çoğaltabiliriz, anlamak isteyene;) Tabi burada hak-hukuk kavramlarından bahsetmiyoruz, daha soyut kavramlar üzerine konuşuyoruz.

Sürekli insanlardan bir maddiyat, iltifat, onay, teşekkür, yorum, hatta RT-FAV beklentisi içerisinde olmak gibi…

Son olarak, elbette bu formülün başka çarpanları da vardır; inanç, aile, çevre, iş, sosyal çalışmalar vs. daha da farklı açılardan ele alınabilir ama ben son 10 yılda bizzat deneyimlediğim kişisel bir formülü paylaştım:)

Sağlıklı, mutlu ve gerçek iç huzurlu günler dilerim.

Göksel Öztürk